Murat Belge

(1943) Yazar, eleştirmen, çevirmen, akademisyen. Türkiye’nin düşünce hayatını yönlendiren öncü aydınlardan biridir. 1960’lardan itibaren kaleme aldığı yazılarda, yaşadığımız toplumu bütün yönleriyle kavramaya çalışmış, gündelik hayatın karmaşası içinden çıkarıp görünür hale getirdiği toplumsal olguları, edebiyatın, tarihin, felsefenin ve insanlığın ortak kültür mirasından imbiklenmiş geniş bir bilgi birikiminin ışığında incelemiştir. Başta pek çok aydının başucu kitabı olan Tarihten Güncelliğe (1983) olmak üzere farklı alanlarda gezinen kitaplarıyla üç kuşağın keyifle okunan hocası olmuştur. Önemli dünya yazarlarını Türkçeye kazandırmış, çeviri ve yorumlarıyla Marksizmi anlaşılır kılmıştır. Evrensel bir humanizma arayışına vakfettiği düşüncesini eyleme dönüştüren kararlı bir insan hakları savaşçısıdır.

Murat Belge bütün bunların ötesinde gerçek bir Rönesans insanıdır: İstanbul’un tozunu attırmış bir rehber, maharetli bir aşçı, ehliyetli bir kaptan, doğru zamanda doğru yerde olmayı bilen bir balıkçı ve çilingir sofrasının ilmini yapmış bir rakı üstadıdır. “Çin lokantasında bile rakı içerim” der. Bunu da milli içki tabirine nazire yaparak açıklar: “Milliyetçi ideolojiyle hiçbir zaman başım hoş olmadı. Belki tek istisna rakı. Yemek yerken ille rakı içmeyi tercih ediyorum.” Rakı onun için bir milli teselli, hatta gurur vesilesidir: “Rakı aslolarak meyhanede içilir, yani belli bir yemek düzeni içinde içilir. Damıtılmış olması, yüksek alkol derecesi ve benzer özellikleriyle rakı, Batılıların yemek öncesi aperatif içkilerine benzer. Ama Batılılar olayı böyle sert bir içkiyle açıp sonra yemeğe şarapla devam ettikleri halde sertliğe alışmış olan cefakâr milletimiz yemeğini de rakıyla yer. Yaklaşık 45 derecelik bir yemek içkisine sahip olmak, bence, başka alanlarda fazlaca şanslı olduğunu söyleyemeyeceğimiz Türk toplumunun en büyük talihlerinden biridir. Ayrıca, bütün o talihsizlikler, ancak 45 derecede çekilir hale geliyor.”

Murat Belge’nin gençliğinde, sadece iki ay da olsa, koltuk meyhanesi işletmişliği vardır. Kumkapı’daki eski küçük mendireğe demirlemiş bir tekneyi meyhaneye çevirirler: Rakı, balık, salata ve bolca muhabbet… Kör Agop’un aşçısı Tütüncü Hayko’yu bu yıllarda tanıdığını ve ondan aşçılık hakkında çok şey öğrendiğini anlatır. Gene bu dönemde, günümüze iz bırakan birçok şair, yazar, sanatçı ve aydın ile birlikte bohem kuşağının içinde yer almıştır. 1960’ların başındaki Beyoğlu’ndan Hristaki’nin Meyhanesi’ni ve laternasıyla ünlü Lefter’i özellikle anar. Rakı sofrasında beyaz peynir dışında olmazsa olmaz dediği meze yoktur, ama diğer yandan bu klasik meyhaneler ile birlikte tarihe karışan uskumru dolması gibi klasik mezeleri de özler. Deniz ve balık onun için apayrı bir tutkudur. Çıktığı sayısız Mavi Yolculuk’tan sonra, 1990’larda Sloop John B. adlı küçük teknesini yaptırıp bu tutkusunu doyasıya yaşamıştır. Ama kendini denizci değil, balıkçı olarak tanımlar. Balıkçı ve rakıcı.

Tûba Çandar Murat Belge – Bir Hayat / Murat Belge Tarih Boyunca Yemek Kültürü / Burcu Galiba “Rakı Masasında İki Üstat ve Bir Çaylak”, www.buyukkeyif.com

Rakı Ansiklopedisi‘nden alınmıştır.